kanto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kanto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2016 Salı

KANTO XXXI

XXXI
Tempus loquendi,
Tempus tacendi.
Dedi ki Mr. Jefferson: Bize zaman
kazandıracaktı.
“modern kıyafet heykeliniz için….
“Size yazdığımı hatırlıyorum Kongre toplandığında
Annapolis’te,
“bizimle batı memleketler arasındaki su iletişimi
üzerine,
“hususen Big Beaver ile Cayohoga arasındaki ovaya dair…
malumat ki Ohio ile Erie Gölü arasında kanal
…. seyrüseferi hakkında umutlandırdı beni. Bu hususta daha sağlıklı
“malumat öğrenme fırsatı bulmuşsunuzdur ve bulduysanız lütfedip
“haberdar ediniz. Bu kanalı
“uygulanabilirse eğer, çok önemli bir iş olarak değerlendirmekteyim.
                                                           T.J.’dan General Washington’a, 1787
….Maryland şehrinin kuzeyinde köle olmayacak…
Connecticut’ta havada asılı iken yeşeren çiçek
bulundu…
…pervane su yüzeyinin altına yerleştirilirse daha etkili olur.
Zannımca bir vatandaşımız, Connecticut’tan Mr Bushnell
İlk keşif imtiyazı için hak sahibidir.
Ekselansları Mr Adams. Ekselansları Dr. Franklin.
Ve böylece Mr Jefferson’dan (başkan) Tom Paine’e:
“Bu ülkeye bir umumi gemi ile geçme dileğinizi
belirtmişsiniz. Mr. Dawson ‘Maryland’ gemisinin kaptanına sizi alma
ve istirahat ettirme yönündeki talimatlarla görevlendirildi
geri dönüşünüz dahil, eğer bu kısa vakit içinde ayrılabilecekseniz…
umulur ki bizi eski zamanların kıymetli hissiyatına avdet etmiş
bulacaksınız…ki o zamanlara yaşayan her insan kadar emek
sarfetmiştiniz. Dilerim emeklerinize devam etmek üzere uzun yaşar
ve mukabili olan karşılığını alırsınız…
hürmet ve bağlılık teminatımla.”

“İngiliz gazeteleri… onların yalanları…

birkaç yıla kadar…Maryland’in kuzeyinde köle olmayacak…

“Tütünleri, 9 milyon, Fransa limanında teslim edilir;
6 milyonu işlenmek için
bundan kralın alacağı otuz milyon
ki toplanması 25 küsura mal olur
böylece nihayetinde 72 milyon livres’e mal olur
tüketiciye…
şuna kani(yim) ki bu gelir kaleminde
toplama çok pahalıya mal olmaktadır.
                                            (Paris’ten, 1785)
…. modelimiz için, Nismes’in Maison Quarrée’si…

Saikleri bakımından (Madison yazıyor) itiraf ederim ki
Her hangi tabii bir varlığı
insan tabiatının bakmak istediğimden daha derinlerine
bakmadan anlamakta tereddüt yaşadım.
                                                           (Mr Robert Smith’e cevaben)
Öyle vahim ki o ülkenin durumu
paralı adamlar sanırım paralarını yurtdışında tutmaktan memnundurlar.
Mr Adams ordan bize ödünç alabilir.
Bu ülke gerçekten bir XTZBK49HT’nin eşiğinde
               (mektubun bu kısmı şifreli)
               Paris’ten Jefferson, Madison’a, 2 Ağus. 1787
Duydum ki Mr Beaumarchais işitilmek istiyor..
…Potomac’tan dön,..Erie Gölü ticareti…
İlaveten diyebilirim ki Avrupa’da taç takan
hiçbir kafa hiçbir Amerikan cemaatinin kilisesinde
idareci olamaz.
                              T.J.’dan General Washington’a, 2 Mayıs ’88.

“Lafayette Cul de Sac’daki otelinde
“bütün bir gece sana ve bana ve John Quincy
“Adams’a palavra sıkarken…
“…her zamanki gibi sakindin. Bense doğrusu hükumet ve tarih
“hakkındaki cehaletinin derinliği karşısında şaşkındım,
“tıpkı yıllar önce Turgot, La Rochefoucauld, Condorcet ve
Franklin’inkinde olduğum gibi.”
               Mr Jefferson’a, Mr John Adams.

…mektupların muhtevası şimdi zarflandı. Pek çoğu
Polis gözü için uygun olmayacak çapraşıklıkta.
                              Monticello’dan, 16 Nisan 1811
                              Paris’e hareket eden Mr Barlow’a.
…yürekten yardımları için herkesten daha fazla Gallatin’e minnettarım…

“Adair’in de tahtası eksik. Amerikan yerlilerinin
Yahudi tohumu olduğuna inanıyor.”
               Mr Jefferson’dan Mr Adams’a.

“fakat dikkat edersen kamu aynı zamanda
tam olarak aynı miktarda faiz ödüyor.
(dört milyon dolar). Tarafların bunu bir kamu lütfu
yapacak olan kazancı nerede peki?”
                              Mr Eppes’e,1813
“ İnsan, rasyonel bir canlı!” dedi Franklin.
“ gel şimdi bir rasyonel adam tasavvur edelim.
“tüm iştahından, açlık ve susuzluktan sıyıralım onu
“odasında deney yapmakla uğraşıyor,
“yahut bir meseleyi çözmeye çalışıyor.
“bu anda hizmetli çalıyor kapıyı. ‘Efendim,
“akşam yemeğiniz hazır.’
“ ‘jambon ve tavuk?’ ‘jambon!’
“ ‘ne yani, düşünmeyi bırakıp
“ ‘aşağı inip lanet bir domuzun kıçını kemirmemi mi istiyorsun?
“ ‘bir kenara bırak jambonu; yarın akşam yerim;’
İştahını al, bu nesil en fazla bir
ay yaşayabilir, ve gelecek nesil diye bir şey olmaz;
tabii insan tabiatının yüce haysiyeti vs. de…
                              Mr Adams’tan Mr Jefferson’a, 15 Kasım 1813.

“…Gosindi’nin Epicurus doktrinlerinin Syntagma’sına
Katılabilmeyi dilerdim.
                                                           (Mr Adams.)
“1785’te durumlar bu minval üzereydi…”
                                                           (Mr Jefferson.)

…kabul gördü, oturumun kapanışı hakkında-
Patrick Henry, Frank Lee ve baban,
Henry Lee ve ben…danışacağız…zamanın
şartlarının gerektirdiği tedbirler hakkında…bu ‘73’teydi.
                                                           Jefferson’dan D. Carr’a

..St.Peter kilisesi…insan aklı, insan vicdanı,
daha inanıyorum böyle şeylerin mevcudiyetine…
                                                                          Mr Adams.

A tiel leis.. en ancien yazı, ve bunu
Kutsal kitap diye tercüme etmişler…
                                            Mr Jefferson

ve bu hatayı sürdürüyorlar.
“Bonaparte…ticaretten zerre kadar anlamamakta…
…ya da fukaralar, ki toplamının beşte biri…
               (1814’te İngiltere’nin durumu hakkında).

                                                           Hic Explicit Cantus

1-Tempus loquendi, Tempus tacendi: L, “kelamın bir vakti, sükûtun bir vakti var.” Sigismundo Malatesta’nın, karısı Isotta degli Atti’nin Rimini’deki mezarına da nakşettirdiği mottosu.
2-Jefferson: Thomas J., 1743-1826. Amerika Birleşik Devletleri’nin üçüncü başkanı(1801-1809). Virginia’da doğdu, William and Mary’den mezun oldu(1762) hukuk öğrenimi gördü. İngiliz kolonileri içinde ilk yasama organı olan House of Burgesses’da liderlik yaptı. Kıta kongresinde hizmet verdi ve Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’ni yazdı. Başkanlığında tarımsal demokrasiyi savundu. Bu kantonun konu ettiği dönemde Fransa elçiliği yapıyordu.
3-modern kıyafet: Heykelinin geleneksel kıyafetler içinde yapılması tekliflerine karşı Washington modern kıyafetler içinde yapılması teklifini kabul etti.
4-Kongre: Kıta Kongresi. İlk kıta Kongresi 1774’te Philedelphia’da toplandı. İkincisi 1775 yılındayine Philedelphia’da toplandı ve 1776 yılı 4 Temmuz’unda Bağımsızlık Bildirgesini yayınladı ve bağımsızlık savaşını yürüttü. Burada zikredilen daha sonra Birleşik Devletler Kongresi’ne dönüşecek olan Konfederasyon Kongresi’dir(1781-1788).
5-Annapolis: Konfederasyon Kongresi’ni !783-84’te ağırlayan Maryland’deki liman kenti.
6-Big Beaver: Batı Pensilvanya’da nehir.
7-Cayohoga: Doğu Ohio’da nehir.
8-Erie Gölü: Büyük göllerin en doğusundaki göl.
9-T.J.: Thomas Jefferson.
10-General Washington: George W.,1732-1799, İlk Amerika Birleşik Devletleri başkanı(1789-1797). Fransız ve Kızılderili savaşlarında İngilizler için savaştı. 1774-75’te Kıta Kongresi’nde görev aldı ve kıta ordularını komuta etmekle görevlendirildi.
11-Maryland: Pensilvanya eyaleti ile olan sınırı Mason-Dixon sınırı, yani kuzey- güney eyaletleri arasındaki sınır olarak bilinirdi.
12-pervane: Thomas Jefferson suyun üstünde “havada bir pervane gibi dönen” bıçak gibi bir aletle su üstünde giden bir gemiyi görmeye gitmişti. “ortamın inceliği sebebiyle” diye çıkarım yapmıştı, “su altında daha iyi çalışır.”
13-Bushnell: David B., ?1742-1824, bir denizaltı icad etmekle bilinen Amerikalı mucit.
14-Adams: John A., 1735-1826, A.B.D.’nin ikinci başkanı(1797-1801).
15-Franklin: Benjamin F., 1706-1790, Amerikalı devlet adamı, yazar, bilim adamı, yayıncı. Bağımsızlık Bildirgesi’ni kaleme alan komitenin üyesi.
16-Paine: Thomas P., 1737-1809, siyaset felsefecisi.
17- Dawson: John D., 1762-1814, Temsilciler Meclisi üyesi(1797-1814)
18- İngiliz gazeteleri: Mısra’ın kaynağı Jefferson’un Monroe’a 2 Ağustos 1785’te yazdığı mektuptur: “İngiliz gazeteleri durmadan Amerika’daki anarşi, gerginlik iflaslar hakkında yalanlarını tekrarladığından Avrupa kamuoyunda bu yalanlar neşvünema buluyor.”
19-tütünleri..: kaynaktaki rakamlar Jefferson’un tahminleri ve Pound’un sayılarından farklı. Buradaki konu vergi toplamanın bir tekele verilmesinin tekel sahibinden başka herkese maliyetli olmasıdır.
20-livres: Fransız parası.
21-Maison Quarée: Jefferson’un Virginia eyalet binasına örneklik etmesini önerdiği Fransa’da antik çağdan kalma tapınak.
22-Nismes: Maison Quarée’nin bulunduğu Fransa’daki şehir.
23-Madison: James M.,1751-1836, A.B.D’nin dördüncü başkanı.
24-Robert Smith: Bahriye nazırı ve devlet bakanı. A.B.D. başkanı Madison O’ndan siyasi rakiplere bilgi sızdırmak ve A.B.D. dış politikasını İngiliz politikasına yanaştırmak sebebiyle Devlet Bakanlığı’ndan istifa etmesini istedi.
25-o ülke: Hollanda. Jefferson Hollanda’nın parasını Fransa yerine A.B.D.’de tutmak isteyeceğini düşündüğünden Adams’tan Fransa’ya olan borçlerı ödemek için Hollanda’dan borç almasını öneriyor.
26-Bu ülke: Fransa.
27-XTZBK…: Paul Leicester Ford’un The Writings of Thomas Jefferson adlı kitabında deşifre ettiğine göre bu harflerin şifrelediği kelime “iflas”.
28-Beaumarchais: Pierre Augustin Caron de B., 1732-1799, Fransız oyun yazarı. Kralın gizli ajanı olarak Amerikan bağımsızlık savaşı için silah ve mühimmat temin ediyordu. Bu durumun açığa çıkmaması için kendisine ödeme yapılmadığından problem çıkarmakla tehdit ederek ödeme almaya çalıştıysa da kendisine herhangi bir ödeme yapılmadı; ancak daha sonraki dönemde kongre tarafından varisleri için kimi düzenlemeler yapıldı.
29: Potomac: Virginia’da nehir. Ohio kanalının inşası konu ediliyor.
30: taçlı bir kafa: bu üç satırı mektupta şu sözler takip ediyor: “Avrupa’ya gelmeden de monarşiye karşı idiysem de şimdi ne olduklarını gördüğümden dolayı on bin kat daha fazla karşıyım. Bu ülkelerde kökü krallarına dayanmayan bir kötülük neredeyse yoktur”.
31-Lafayette: Marquis de L., 1757-1834, Fransız devlet adamı ve subayı; kıta ordusunda tümgeneral rütbesiyle görev yaptı, Fransa’da Amerikan menfaatlerini destekledi. John Adams’ın Thomas Jefferson’a bu mektubunun tarihi 13 Temmuz 1813.
32-John Quincy Adams: 1767-1848. 1784 yılında babası John Adams’a sekreterlik yapıyordu.
33-Cul-de-Sac: Thomas Jefferson’un Fransa’da 1784-1785 yıllarında kiraladığı ev.
34- Turgot: Anne Robert Jacques T.,1727-1781, Fransız iktisatçı, refahın kaynağının tarım olduğunu söyleyen fizyokratların tilmiziydi.
35-La Rochefoucauld: François Alexandre Frédéric,1747-1827, Fransız siyasetçi ve filantrop.
36- Condorcet: Marie Jean Antoine Nicholas de Caritat, 1743-1794, Fransız felsefeci, matematikçi ve siyasetçi.
37- Monticello: Thomas Jefferson’un Virginia Charlottesville’deki ikametgahı. Bu kantoda mevzubahis edilen bundan sonraki münasebetler Jefferson’un buradaki emekliliği döneminde cereyan etmiştir.
38-Barlow: Joel Barlow,1754-1812, Amerikalı yazar ve diplomat. Cezayir’e konsolos olarak atandı ve burada Amerikalı tutukluların salınması ve Cezayir ile anlaşmalar imzalanmasını sağladı. 1811 yılında Napolyon ile ekonomik anlaşma yapmak üzere görevlendirildi.
39-Gallatin: Abraham Alfonse Albert G.,1761-1849, İsviçre doğumlu sermayedar(financier) ve devlet adamı. 1780 yılında Amerika’ya geldi, 1795-1801 yılları arası temsilciler meclisi üyeliği yaptı. 1812’de savaştan sonra İngiltere ile müzakere yürüten komitede görev aldı.
40-Adair: James A.,1709?-?1783 18. Yüzyıl Georgia ve Carolina’da tüccarlık yapan The History of American Indians kitabının yazarı. Amerikan Kızılderililerinin Yahudi kökenli olduğunu iddia etmişti. Burada Pound’un 1930’lu yıllarda anti-semitizme bakışını da görüyoruz; besbelli O da Jefferson gibi bu görüşü tuhaf buluyordu.
41-Eppes: John Wayles E.,1773-1823, Thomas Jefferson’un yeğeni ve damadı. Mektup yazıldığında kongre üyesiydi. Thomas Jefferson o zaman kongreye sunulmuş olan milli banka tasarısına hücum ediyor. Tasarıyı destekleyenler kamu borçlanmasını arttırmanın iyi bir şey olduğunu ticareti canlandıracağını ve vergi gelirlerini arttıracağını savunuyorlardı.
42- insan, rasyonel bir canlı!: Bu anekdotu anlattığı mektubunda John Adams 1775 yılının bir sabahında Franklin’in bunları anlatırken oldukça neşeli olduğunu söylüyor.
43-Gosindi: Pierre Gassendi,1592-1655, Fransız felsefeci, teolog ve tabip; Syntagma philosophiae Epicuri(1649) adlı kitabın müellifi. Tüm eserlerinde deneysel bilimi ısrarla savunmuştur.
44-Patrick Henry: Amerikalı yurtsever ve ateşli hatip,1736-1799. 1773 yılında Virginia Halk Temsilcileri Meclisi üyesiydi. Jefferson bu meclisin oturumunun kapanmasının ardından insanların diğer meclislerle uyum içinde hareket etmeyi temin etmek üzere bir iletişim komitesi kurma konusunda anlaştıklarını söylüyor.
45-Frank Lee: Francis Lightfood L., 1734-1797, Amerikalı devlet adamı, kıta kongresi üyesi ve Bağımsızlık Bildirgesi’ni imzalayanlardan biri.
46- Henry Lee: Yüğrük-at Harry Lee diye de bilinen Virginialı 1756-1818. 1781 yılında bağımsızlık savaşında bir süvari olarak Greene’nin Kuzey Karolina ve Virginia üzerinden çekilmesini engellerken gösterdiği başarı ile bilinir. 1799-1801 yıllarında temsilciler meclisi üyeliği yaptı.
47-D. Carr: Dabney Carr,1773-1837, Thomas Jefferson’un kayınbiraderi ve Amerikalı hukukçu, Virginia Temyiz Mahkemesi üyesi. Müteakip mısralar bağımsızlık savaşı döneminde bu iletişim komitesi fikrini kimin önerdiği ile ilgili ihtilafı konu ediniyor: Massachusetts komite fikrini Adams’ın önerdiğini söylerken Jefferson olayları nasıl hatırladığını aktarıyor.
48- St. Peter: Roma’daki St. Peter kilisesi. John Adams 2 Şubat 1816 yılında Jefferson’a şunları yazıyordu: “insan riyakarlığı ve fanatizminin bu devasa anıtı, Roma’daki St. Peter kilisesi, inşası bir buçuk asır sürdü, Leo X.’ki Hristiyanlığa ancak Diderot kadar inanıyordu, inşaatı bitirme hırsına kapıldı ve mali eksikliği görünce Avrupayı satış iptilasına boğdu ve Luther’in bunlara karşı koyma hırsına kapılmasına sebep oldu.
49-insan aklı….: Jefferson Adams’a şunu soruyor: “Fransa ve İngiltere’nin milli ahlak’ından irtidat nasıl izah edilir?” Adams cevaben bilmediğini söylüyor ve ekliyor: “insan aklı ve insan vicdanı, ki bunların varlığına inanıyorum, insan tutkularının, insan tahayyülatının ve coşkusunun karşılığı değildir.”
50- A tiel… scripture: kamu hukukunun kilise hukukuyla ne ölçüde uyuştuğunu izah eden tafsilatlı mektubunda Jefferson ancien scripture, kadim yazı kelimesinin ilk dönemlerde nasıl hatalı olarak kutsal yazı, dolayısıyla kutsal kitap diye tercüme edildiğini ve bunun da sonra hep tekrar ede geldiğini anlatıyor.
51-Bonaparte: Napoleon B., 1769-1821, Fransız imparatoru(1805-1814). Jefferson 1814 Haziran’ında Adams’a şöyle yazıyor: “Bonaparte sadece meydanda aslandı. Sivil hayatta soğuk kanlı bir tefeci, erdemsiz, devlet adamı değil; ticaretten, siyasi iktisattan yada meşru yönetimden anlamaz ve cehaletini iddialı tezlerle örterdi.”

52-Hic Explicit Cantus: L, “Kanto burada son buluyor.”

26 Eylül 2015 Cumartesi

CEHENNEM KANTOLARI KANTOXV



XV
Saccharescent, glükozun içinde,
Ham pamuktaki ağda
               Grasse’nin yağları gibi bir taaffünle,
O büyük kabuk bağlamış göt-deliği, sinek sıçarken,
Emperyalizm gurulduyor,
Nihai idrarlık, mezbelelik, kloaksız çiş torbası,
……r daha az gürültücü, ……Episcopus
               ……..sis,
Baş aşağıda, gömülmüş yalağa,
Titriyor bacaklar ve sivilceli,
               Göbek deliğinin altında ters asılmış büro tipi haya bağı
Kondomu siyah böcek dolu,
dövme işaretleri çevreliyor anüsü
ve bayan golfçüler sarmış etrafını.

Cesur vahşiler
               Doğruyor kendilerini bıçaklarla,
Korkak tahrikçileri vahşetin
…..n ve ........h yenmiş buğday bitlerince,
…….ll sanki şişkin bir fetüs,
               Yüz ayaklı canavar, USURA
Hürmetkarlar doldurmuş yalağı,
               Mekanın efendilerine reverans yapıp,
İzah ediyorlar faydalarını,
               Ve o laudatores temporis acti
b-kun eskiden daha koyu ve zengin olduğu iddiasındalar
ve Fabian’lar ağlaşıyor kokuşmuşluğun taşlaşmasına,
baklava dilimli bir gübrelik için
Muhafazakarlar laflamakta,
               Gecekondu-mahlukatına karşı tozluklarıyla mümtaz,
Ve bir büyük çember içinde sırt sıvazlayıcılar,
               Yetersiz ilgiden şikayetçiler,
Arayış neticesiz, eksik sıvazlamadan naşi karşı talep
Dava meraklısı,
Yeşil bir safra, ajans sahipleri, ….s
               Anonim
…….ffe, kırık
               Güllenin cam kapıya vurduğu gibi vurulmuş bir kafa,
Bir an için görünüyor,
               Düşüyor gövdeye, saralı,
Et nulla fidentia inter eos,
               Hepsi seğiren sırtlarıyla,
Kamalarla, şişe dipleriyle kolluyorlar
Gafil bir anı;

Bir taaffün, tıkılı burun deliklerine;
Altında birinin
               Hiçbir şeyin kımıldatamayacağı,
Seyyar dünya, edepsizliği tarayan bir gübre,
Teşebbüs halinde hata,
Sıkıntıdan doğan sıkıntı,
Britanya haftalık mecmuaları, ……….c’nin nüshaları,
Bir dizi ……nn,
Dedim ki, “bu ne?”
Rehberim de:
Bu cins bölünmeyle türer,
Bu dört milyonuncu tümör.
Bu bolge’da sıkıntılar biriktirilir,
Nihayetsiz cerahat pulları, kronik bir frenginin kabukları.

Deri-pulları, tekrarlar, aşınmalar,
Göt-kıllarının sonsuz yağmuru,
Döndükçe dünya, merkez
               Kat eder tüm bölümleri sırayla,
Devamlı bir popo-geğirtisi
               Dağıtır ürünlerini.
Andiamo!
               Battı birinin ayağı,
Çamurun dalaveresine kapıldı biri, tutamak yok,
Anafor gibi emiyor bataklık,
Dedi ki:
               Kapat ayak aralarını!
Ve gözlerim tutunmuş ufka,
               Yağ ile is karışmış;
Plotinus yine:
               Kapıya,
Gözünü aynada tut.
Şükrettik Medusa’ya,
               Kalkanla taşlaştırdı toprağı,
Aşağı doğru tutarak
Güzergahı sertleştirdi
Önümüzde santim santim,
Direnen malzemeyi,
Başlar kalkandan yükseldi,
Tıslayarak, gözler aşağıda.
Hırsla ziftlenen kurtçuklar,
               Yüz ancak yarı canlı,
Yılanların dilleri
Sıyırıyor yalağı
Sertleştiriyorlar turşuyu,
               İnce ızgara,
Kılıç ucunun yarı eninde.
               Bununla o gizli kötülüğün içinden,
Ha battı ha tutundu,
Asılıp o batmayan kalkana.
Unutuş,
               Unut süreyi,
Uyku, cılız bulantı.
               “Nişabur’da ya da Babil’de”
Diye duydum düşümde.
               Plotinus gitti,
Ve kalkan altımda bağlı, uyandım;
kapı mafsallarından salındı;
soluyup hasta bir köpek gibi, sersem,
alkali ve asit içinde yıkanmış.
Ηέλιον τʹ ʹΗέλιον
               Gün ışığıyla kör,
Şiş-göz, dinlenmiş,
Göz kapakları batıyor, karanlık şuursuz.
              
1-saccharescent: Carrol F. Terrel bununla ilgili izahat vermemekte ancak internetten ulaştığım bir izahatı buraya koymak istedim: “ Ezra Pound bunu bir kantosunda glükozun içindeki ebediyete işaret için kullanmıştı. Birinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra sakarin’in görece yaygın kullanıma başlandığı sıralarda yazılmıştı. Şeker kıtlığında sakarinin yapaylığı ve soyut glükoz kimyacılığı; işte Pound’un tasvir ettiği modern cehennem.”  (http://sixdegreesofsirthomas.blogspot.com.tr/2013/04/saccharescent.html)
2-Grasse: Fransa’da yağlardan sabun, parfüm ve benzeri ürünler üreten ve kötü kokan bir endüstrisi olan şehir.
3-……: Winston Churchill (RO).
4-USURA: Dante’nin İnferno’sunun XVII. girişindeki yüz ayaklı canavar Geryon’unun Pound versiyonu. Bu bölümün Pound tarafından tercümesi şöyle: “bakın şu keskin kuyruklu vahşi zebaniye… bakın şu bütün dünyayı aldatana… ve sahtekarın kirli görüntüsü geldi… kalan kısmı bir yılan bedeniydi” (SR,133).
              
5-laudatores temporis acti: Latin, “geçmiş günlerin hayranları” (Horace, Ars Poetica, 173; orjinali: laudator temporis acti).
6-Fabian’lar: Fabian topluluğu 1884’te İngiltere’de örgütlenmiş ve kademeli, evrimci bir değişimi savunup marxist devrime karşı bir sosyalist topluluk.
7-et nulla…eos: Latin, “ve aralarında hiç itimat yok”.
8-rehberim: Dante’nin cehennemde rehberi Virgil iken Pound cehennemi 1919-1920 Londra’sı için bir mecaz olarak kullandığından rehberi onu modern cehennemin karanlığından çıkaracak Pisagorcu veya neoplatoncu ışık filozofu Plotinus olur.
9-bolge:ital., cehennem çukurları, Dante’nin İnfernosundaki Malebolge, Pound’a göre sanat düşmanlarıyla tefecileri içerir.
10-Andiamo:İtal., haydi gidelim!
11-Plotinus:205-270, en önemli neoplatoncu ışık filozofu ve Enneads’ın müellifi ki Porphyry tarafından derlenip yayınlanmıştı A.D. 300. Enneads’ın(bu ismi almasının sebebi dokuzlu altı parçadan oluşmasıdır) muhtevası temelde Iamblichus’un çalışması ile benzerdir. Böylece “İamblichus’un ışığı”nın kaynağı olan Plotinus’un birini cehennem karanlığından kurtaracağının umulması uygun olur.
12-Medusa: toprağı harap eden kadınları dehşete düşüren, üç gorgonun en fenası. Bullfinch der ki: “bir zamanlar saçlarıyla övünen güzel bir dişiyken güzelliğiyle Minerva ile boy ölçüşmeye kalkışınca tanrıça onun saçlarının her birini yılana dönüştürdü ki kendisine bakan herkes taşa dönüşürdü.”(Mythology,116). Perseus Medusa'yı öldürmeye gönderildi. Minerva’nın verdiği kalkanı ayna olarak kullanan Perseus Medusa’ya doğrudan bakmadan başını kesip Minerva’ya verdi.”
13-Nişabur: Ömer Hayyam’ın doğduğu kent. Kabusumsu düşte şair Hayyam’ın dizelerini hatırlıyor: kase tatlı yada acı/hayat şarabı döküledurur/yaşam yaprakları düşer teker teker”
17- Ηέλιον: Grek, “Güneş, güneş.”


8 Ocak 2015 Perşembe

CEHENNEM KANTOLARI KANTO XIV



KANTO XIV
Io venni in luogo d'ogni luce muto;
ıslak kömür taaffünü, politikacılar
.......e ve .....n, el bilekleri bağlı
ayak bileklerine,
domalıp çıplak götle,
yüzleri bulaşmış dubürlerine,
            yassı kalçada geniş göz,
çırpı türemiş sakal yerine,
            göt deliğinden hitab ediyor kitleye,
hitab ediyor bataklıkta sürüye,
sürüngenler, salyangozlar, kurtçuklar,
ve onların yanında da ........r,
             tertemiz bir peçete
sıkıştırılmış altına penisinin,
            ve ...........m
ki sevmezdi teklifsiz konuşmayı,
koyu kolalı, ama lekeli yakaları
sarıyor bacaklarını,
sivilceli ve kıllı deri
            taşıyor kenarından yakaların,
muhtekirler b.kla tatlandırılmış kanı içmekte,
ve arkalarında ……f ve finansçılar
çelik tellerle bağlamakta onları.

Ve lisanın hainleri
……n ve matbuat çetesi
Ve o kiralık yalancılar;
sapıklar, lisanı saptıranlar,
sapıklar, para şehvetini
duyulardan gelen zevklerin önüne koyanlar;

uluyorlar, sanki matbaa içindeki kümesten,
baskı makinalarının tangırtısı,
kuru toz ve saman kağıtların esintisi,
leş kokusu, ter, çürük portakal taaffünü,
tezek, kainatın son fosseptiği,
mysterium, sülfür asidi,
ödlek, kızmakta;
daldırıyor mücevherleri çamura,
            sonra lekesiz çıkarmaya boğuşuyor;
kızlarını moruklarla yatağa süren sadist anneler,
kendi yavrularını yiyen anaç domuzlar,
ve işte pankart EIKΏΝ ΓΗΣ,
ve burada da: PERSONEL DEĞİŞİKLİĞİ,

eriyor kirli balmumu gibi,
tükenen kandiller,  popolar alçalıyor,
yüzler bastırılmış jambonlara,
 Ve altlarındaki balçıkta,
Taban bakıyor tabana,
            Avuç da avuca, ajan-provokatörler
Pearse ve MacDonagh’ın katilleri,
            Yüzbaşı H. baş işkenceci;
Verres denen taşlaşmış kaka,
Bağnazlar, Kalvin ve İskenderiyeli Aziz Clement!
B.kun içine yuvalanan kara böcekler,
Toprak köhne, balçık kırıntılarla dolu,
kaybolmuş çizgiler, erozyonlar.

Cehennem tefessühünün üstünde
Koca göt deliği,
            basurlu,
asık sarkıtlar,
            Westminster üstündeki gök gibi gresli,
görünmez, çokça İngiliz,
            meraktan yoksun mekan,
son sefalet, nihai köhnemişlik,
haçlı muavinleri, osurarak ipekten,
            hristiyan sembollerini dalgalandıranlar,
……… bakır bir penny sesinde aylaklık ediyor,
Sinekler haber taşıyor, sıçıyor havada harpy’ler,

Nahoş yalancılar bataklığı,
            Ahmaklıklar kenefi,
şeytani ahmaklıklar, ve ahmaklıklar,
toprak cerahat içinde, zehir dolu,
ölü kurtçuklar dirilerini doğuruyor,
            batakhane semt sahipleri,
yengeç bitinden yağ sıkan tefeciler, makam yaltakçıları,
pets-de-loup, taş kitap tomarları üstüne çöküp,
karartıyorlar filologi ile metinleri,
gizleyerek nefislerinin altına,
hava sessizliğin korumasından yoksun,
            bit yığını, dişleniyor,
ve üstünde hatiplerin gevezeliği,
            vaizlerin göt geğirtisi.
            Ve Invidia,
corruptio, leş kokusu, mantar,
likid hayvanlar, eriyik kemikleşmeler,
ağır çürüme, kokmuş yanma,
            çiğnenmiş puro izmaritleri, haysiyetsiz, trajedisiz,
……..m Episcopus, sallıyor kara böceklerle dolu bir kondomu,
tekelciler, bilgi engelleyicileri,
dağılımın engelleyicileri.


1-Io venni….muto: İtalyanca, Inferno,V,28: “bir yere geldim ki ışık hepten susmuş”. Kanto I’deki cehennemin karanlığı ile uyumunu ve de Pound’un, ilahi olanın kendini zeka aracılığı ile açığa çıkardığı düşüncesi dolayısıyla en sevdiği dizelerden olan “karanlık yoktur, cehalet vardır”(Onikinci Gece,IV.II.42) dizelerini hatırlayın. Wyndham Lewis’e mektuplarında Pound ‘Cehennem Kantoları’ için “Cehennemin şimdiki İngiltere olduğunu, en azından ben orayı terk ederken ki İngiltere olduğunu kolayca göreceksin.” diye yazmıştır. Yine John Drummond’a mektubunda “cehennem kantoları hususen Londra’dır, 1919 ve 1920’deki İngiliz zihniyetidir” diye yazmıştır. Keza babasına Mayıs 1925’te yazdığı mektupta “Kanto XIV ve XV’te 1919 sonrası İngiltere’sinin manevi durumunu tasvire çalıştım. Mr. Wilson dahil. Harding-Coolidge döneminden önce yazıldılar, belki de öncekinin duygu sömürücülüğüne  ve sonrakinin riyakarlığına dair de bir iki dize yazmalıydım” demektedir.
2-………e ve …..n: Lloyd George ve Wilson. John Lackay Brown’a mektubunda Pound: “Cehennemin bu bölümünde haysiyet yoktur. Dante’nin osuran şeytanları da. Cehennem eğlence değildir. Şaka değildir. Ve ilerledikçe şahıslar görürsün, soyutluklar değil. XIV ve XV’de de şahıslar vardır, ama kaydedilmeye değmez. Aslında Bill Bird hangi alçakların orada olduğunu unuttuğumu söylüyor. Kendi baskısında noktaların sayısını her defasında tam olarak tutturmaya çalıştı. Benim “noktam” ise bunların isimlerinin ancak son harfinin çürümeye direnebilmiş olmasında.” ( Lloyd George için Faber yayınevi 10 nokta koymuşken New Directions 9 nokta koymuş) Dolayısıyla 22.dizedeki ……f muhtemelen Zaharoff’dur(1849 Muğla doğumlu Osmanlı tebaası Vasil Zaharyas hakkında detayları http://en.wikipedia.org/wiki/Basil_Zaharoff adresinden edinebilirsiniz. (müt)). Yalnızca tespiti yapılan noktalı isimler için bilgi verilecektir.
3-Muhtekirler: Dante tefecilerle homoseksüelleri Cehennemin en alt tabakası olan VII’ye koyar, ve tüm menfaatçi ruhlara yaptığı mutlak aşağılama ile muamele eder; onlar konuşulmaya değmez.
4-Finansçılar: Pound’un cehennemindeki boklu muhtevaya dair şu iktibas açıklayıcı olabilir: “Derler ki Rebelais bilgeliğini kendi çağı için anlaşılır kılmak üzere pislik içinde sunmuştur.”
5-Lisanı saptıranlar: “Ahlaki pislik kağıda basıldığında entelektüel pislikten daha az zehirlidir. Ahlaki pislik okuyucuyu zehirler; entelektüel pislik bütün bir nesil için zehirdir.”(A Visiting Card,34)
6-mysterium: Latince, “sırlar”.ilahi ibadetlerdeki gizli ritüeller, bilhassa Ceres’in (Persephone) Eleusisçi tapınmaları. Daha sonra simyacılıkla ilişkilendirilmiştir.
7-sülfür asidi: Simya’da kullanılır.
8-EIKΏΝ ΓΗΣ: Grek, “Dünya’nın Resmi”
9-Pearse: Patrick Henry P., 1879-1916, İrlandalı yazar ve Sinn Fein Lideri; Easter Ayaklanması’nda komutan(1916), ordusu teslim olduktan sonra idam edildi.
10- MacDonagh: Thomas M., 1878-1916, İrlanda’da 1916 ayaklanmasına katılan İrlandalı yurtsever, idam edildi; edebiyatta ketlik Rönesans hareketi üyesi.
11-Yüzbaşı H: Yüzbaşı J. Bowen-Colthurst, siyasi tutukluları soğukkanlılıkla öldürmekle meşhur Britanya ordu mensubu. İrlanda’da görev yaptı(1916) ve nihayetinde mahkemece suçlu bulunup Broadmoor kriminal tımarhanesine kondu.
12-Verres: Gaius V.,İ.Ö.120-43 yılları. Yolsuzluklarıyla Romalıları bile hayrete düşüren Romalı idareci. Şehirleri yağmaladı,  adaleti sattı, infazı engelledi sanat hazinelerini yürüttü.
13-Calvin: John C., 1509-1564, Fransız Protestan teolog. Pound’a göre Kilise hurafelerini bertaraf edip korku ve kefareti elimine ederek kutlama ve coşkuyu ikame etti.
14- İskenderiyeli Aziz Clement: Titus Favius Clemens,?150-?220, erken hristiyan kilisesinin yunan teologu.Protrepticus gibi erken yazıtları Grek gizemleri ile benzerlikler gösterir. Hristiyanlığı seçince Paul’cu ahlakçı ve baskıcı ilkeleri tercih etti.
15-Westminster: Westminster Sarayı ve parlamento etrafındaki semt. Geleneksel olarak hükumet ile ilişkilendirilmiştir.
16-pets-de-loup: Fransızca; “Üniversite ahalisi”.
17-Invidia: Latin. “Haset”.
18-Corruptio: Latin. “Yozlaşma”.
19-Episcopus: Latin. “Piskopos”.

20 Aralık 2014 Cumartesi

KANTO XIII

KANTO XIII

Kung yürüdü
            hanedan mabedinin yanından
          sedir korusunun içine,
            ordan nehrin aşağısına,
yanında Khieu, Tchi
ve kısık sesli Tian
ve “tanınmıyoruz” dedi Kung,
“araba yarışçısı mısın?
            O zaman tanınırsın,
“belki de yarışçılığa başlamalıyım, ya da okçuluğa?
“yoksa nutuk mu söylesem?
O zaman Tseu-Lou dedi ki, “müdafaayı düzene koyardım,”
Khieu ise şöyle dedi, “eğer efendisi olsaydım bir yerlerin
şu halden daha iyi bir düzene koyardım orayı.”
ve Tchi dedi ki, “küçük bir dağ mabedini tercih ederdim,
kaidelere riayet
            ve ayinlere ihtimam ile,”
ve Tian dedi ki, parmakları lavtanın tellerinde
tiz sesler çınlıyor
eller terketse de telleri,
sesler duman gibi yükseldi, yaprakların altında,
bakadururken seslerin arkasından:
            “eski yüzme çukuru,
“çocuklar tomruktan atlıyor,
“yahut çalılıkta mandolin çalıyorlar.”
Kung, ayrımsız gülümsedi hepsine.
Ama Thseng-sie bilmek arzusundaydı:
“hangisi doğru cevapladı?”
dedi ki Kung “Hepsi doğru cevapladı,
“yani, kendi tabiatlarınca.”
ve doğrultup asasını Yuan Jang'a doğru Kung,
            Yuan Jang yaşça büyüktü,
çöküp yolun kenarına ilham
alıyormuş gibi yapıyordu.
Dedi ki Kung
            “seni ihtiyar budala, bırak onu,
kalk ayağa ve işe yara.”
            ve Kung dedi ki
“bir çocuğun kabiliyetlerine hürmet edin
“temiz havayı solumaya başladıktan itibaren,
“ama ellisinde bir cahile
hürmet edilmez.”
Ve “sultan etrafına topladıysa
tüm alimleri ve sanatkarları, tüm zenginliğini işe koşmuş olur.”
ve dedi ki ve de yazdı Kung bo yapraklarına:
içinde intizam olmayan
etrafa nizam veremez
ailesi layıkınca itaat göstermez;
            ve sultanın içinde intizam yoksa
tebaasına da nizam veremez.
Ve Kung “nizam” dedi
ve “kardeşçe riayet”
“ölümden sonra hayat” a dair bir şey demedi.
Ve dedi ki
            herkes ifrada kaçabilir,
hedefi ıskalamak kolaydır,
ortada sağlam durmaktır zor olan.”

Sordular: bir adam cinayet işlerse
            babası koruyup saklamalı mıdır?
Kung dedi ki:
            Saklamalıdır.

Ve kızını Kong-Tch'ang'a verdi
hapiste olduğu halde.
Yeğenini Nan-Young'a verdi
makam sahibi değilken.

Ve Kung dedi ki “Wang itidal ile yönetti,
            devrinde devlet korundu
ben bile hatırlamaktayım
müverrihlerin yazılarında boş yerler bıraktıklarını
bilmedikleri için yani,
ama o günler sanki geçti.”
Ve Kung dedi, karakter olmadan
çalamazsın o aleti
ya da gazel için uygun müziği.
Kayısı çiçekleri
doğudan batıya doğru açar,
düşmesinler diye tutmaya uğraşmıştım onları.”


1-Kung: Kung Fu-Tse (Konfüçyüs) M.Ö. 551-479, Çinli filozof ve bilgin. Kantolar’daki etik muhteva büyük ölçüde Kung’undur. Yani, Aristo’dan beri Batı’nın ahlaki ilkeleri Kung’un ilkeleri ile mukayese edilip tercihe şayan sayılmıştır. Bu kantoda Pound Pauthier’in tercümelerinden iktibaslar yapmıştır.
2-Khieu, Tchi, Tian, ve Tseu-Lou: Kung’un talebeleri.

3-Kayısı çiçekleri: Kayısı çiçekleri kültürel serpilme ve Konfüçyüs’ün öğretilerini sembolize eder. Bu son mısralarda Pound Konfüçyüs’ün öğretilerinin canlılığını ve doğudan batıya akışını ifade ediyor.

  Taşlıcalı Yahyâ Beğ’in Şehzâde Mustafa Mersiyesi Herhalde Erzurum’da iken aldım Ahmet Atilla Şentürk Bey’in Osmanlı Şiiri Antolojis...