26 Eylül 2015 Cumartesi

CEHENNEM KANTOLARI KANTOXV



XV
Saccharescent, glükozun içinde,
Ham pamuktaki ağda
               Grasse’nin yağları gibi bir taaffünle,
O büyük kabuk bağlamış göt-deliği, sinek sıçarken,
Emperyalizm gurulduyor,
Nihai idrarlık, mezbelelik, kloaksız çiş torbası,
……r daha az gürültücü, ……Episcopus
               ……..sis,
Baş aşağıda, gömülmüş yalağa,
Titriyor bacaklar ve sivilceli,
               Göbek deliğinin altında ters asılmış büro tipi haya bağı
Kondomu siyah böcek dolu,
dövme işaretleri çevreliyor anüsü
ve bayan golfçüler sarmış etrafını.

Cesur vahşiler
               Doğruyor kendilerini bıçaklarla,
Korkak tahrikçileri vahşetin
…..n ve ........h yenmiş buğday bitlerince,
…….ll sanki şişkin bir fetüs,
               Yüz ayaklı canavar, USURA
Hürmetkarlar doldurmuş yalağı,
               Mekanın efendilerine reverans yapıp,
İzah ediyorlar faydalarını,
               Ve o laudatores temporis acti
b-kun eskiden daha koyu ve zengin olduğu iddiasındalar
ve Fabian’lar ağlaşıyor kokuşmuşluğun taşlaşmasına,
baklava dilimli bir gübrelik için
Muhafazakarlar laflamakta,
               Gecekondu-mahlukatına karşı tozluklarıyla mümtaz,
Ve bir büyük çember içinde sırt sıvazlayıcılar,
               Yetersiz ilgiden şikayetçiler,
Arayış neticesiz, eksik sıvazlamadan naşi karşı talep
Dava meraklısı,
Yeşil bir safra, ajans sahipleri, ….s
               Anonim
…….ffe, kırık
               Güllenin cam kapıya vurduğu gibi vurulmuş bir kafa,
Bir an için görünüyor,
               Düşüyor gövdeye, saralı,
Et nulla fidentia inter eos,
               Hepsi seğiren sırtlarıyla,
Kamalarla, şişe dipleriyle kolluyorlar
Gafil bir anı;

Bir taaffün, tıkılı burun deliklerine;
Altında birinin
               Hiçbir şeyin kımıldatamayacağı,
Seyyar dünya, edepsizliği tarayan bir gübre,
Teşebbüs halinde hata,
Sıkıntıdan doğan sıkıntı,
Britanya haftalık mecmuaları, ……….c’nin nüshaları,
Bir dizi ……nn,
Dedim ki, “bu ne?”
Rehberim de:
Bu cins bölünmeyle türer,
Bu dört milyonuncu tümör.
Bu bolge’da sıkıntılar biriktirilir,
Nihayetsiz cerahat pulları, kronik bir frenginin kabukları.

Deri-pulları, tekrarlar, aşınmalar,
Göt-kıllarının sonsuz yağmuru,
Döndükçe dünya, merkez
               Kat eder tüm bölümleri sırayla,
Devamlı bir popo-geğirtisi
               Dağıtır ürünlerini.
Andiamo!
               Battı birinin ayağı,
Çamurun dalaveresine kapıldı biri, tutamak yok,
Anafor gibi emiyor bataklık,
Dedi ki:
               Kapat ayak aralarını!
Ve gözlerim tutunmuş ufka,
               Yağ ile is karışmış;
Plotinus yine:
               Kapıya,
Gözünü aynada tut.
Şükrettik Medusa’ya,
               Kalkanla taşlaştırdı toprağı,
Aşağı doğru tutarak
Güzergahı sertleştirdi
Önümüzde santim santim,
Direnen malzemeyi,
Başlar kalkandan yükseldi,
Tıslayarak, gözler aşağıda.
Hırsla ziftlenen kurtçuklar,
               Yüz ancak yarı canlı,
Yılanların dilleri
Sıyırıyor yalağı
Sertleştiriyorlar turşuyu,
               İnce ızgara,
Kılıç ucunun yarı eninde.
               Bununla o gizli kötülüğün içinden,
Ha battı ha tutundu,
Asılıp o batmayan kalkana.
Unutuş,
               Unut süreyi,
Uyku, cılız bulantı.
               “Nişabur’da ya da Babil’de”
Diye duydum düşümde.
               Plotinus gitti,
Ve kalkan altımda bağlı, uyandım;
kapı mafsallarından salındı;
soluyup hasta bir köpek gibi, sersem,
alkali ve asit içinde yıkanmış.
Ηέλιον τʹ ʹΗέλιον
               Gün ışığıyla kör,
Şiş-göz, dinlenmiş,
Göz kapakları batıyor, karanlık şuursuz.
              
1-saccharescent: Carrol F. Terrel bununla ilgili izahat vermemekte ancak internetten ulaştığım bir izahatı buraya koymak istedim: “ Ezra Pound bunu bir kantosunda glükozun içindeki ebediyete işaret için kullanmıştı. Birinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra sakarin’in görece yaygın kullanıma başlandığı sıralarda yazılmıştı. Şeker kıtlığında sakarinin yapaylığı ve soyut glükoz kimyacılığı; işte Pound’un tasvir ettiği modern cehennem.”  (http://sixdegreesofsirthomas.blogspot.com.tr/2013/04/saccharescent.html)
2-Grasse: Fransa’da yağlardan sabun, parfüm ve benzeri ürünler üreten ve kötü kokan bir endüstrisi olan şehir.
3-……: Winston Churchill (RO).
4-USURA: Dante’nin İnferno’sunun XVII. girişindeki yüz ayaklı canavar Geryon’unun Pound versiyonu. Bu bölümün Pound tarafından tercümesi şöyle: “bakın şu keskin kuyruklu vahşi zebaniye… bakın şu bütün dünyayı aldatana… ve sahtekarın kirli görüntüsü geldi… kalan kısmı bir yılan bedeniydi” (SR,133).
              
5-laudatores temporis acti: Latin, “geçmiş günlerin hayranları” (Horace, Ars Poetica, 173; orjinali: laudator temporis acti).
6-Fabian’lar: Fabian topluluğu 1884’te İngiltere’de örgütlenmiş ve kademeli, evrimci bir değişimi savunup marxist devrime karşı bir sosyalist topluluk.
7-et nulla…eos: Latin, “ve aralarında hiç itimat yok”.
8-rehberim: Dante’nin cehennemde rehberi Virgil iken Pound cehennemi 1919-1920 Londra’sı için bir mecaz olarak kullandığından rehberi onu modern cehennemin karanlığından çıkaracak Pisagorcu veya neoplatoncu ışık filozofu Plotinus olur.
9-bolge:ital., cehennem çukurları, Dante’nin İnfernosundaki Malebolge, Pound’a göre sanat düşmanlarıyla tefecileri içerir.
10-Andiamo:İtal., haydi gidelim!
11-Plotinus:205-270, en önemli neoplatoncu ışık filozofu ve Enneads’ın müellifi ki Porphyry tarafından derlenip yayınlanmıştı A.D. 300. Enneads’ın(bu ismi almasının sebebi dokuzlu altı parçadan oluşmasıdır) muhtevası temelde Iamblichus’un çalışması ile benzerdir. Böylece “İamblichus’un ışığı”nın kaynağı olan Plotinus’un birini cehennem karanlığından kurtaracağının umulması uygun olur.
12-Medusa: toprağı harap eden kadınları dehşete düşüren, üç gorgonun en fenası. Bullfinch der ki: “bir zamanlar saçlarıyla övünen güzel bir dişiyken güzelliğiyle Minerva ile boy ölçüşmeye kalkışınca tanrıça onun saçlarının her birini yılana dönüştürdü ki kendisine bakan herkes taşa dönüşürdü.”(Mythology,116). Perseus Medusa'yı öldürmeye gönderildi. Minerva’nın verdiği kalkanı ayna olarak kullanan Perseus Medusa’ya doğrudan bakmadan başını kesip Minerva’ya verdi.”
13-Nişabur: Ömer Hayyam’ın doğduğu kent. Kabusumsu düşte şair Hayyam’ın dizelerini hatırlıyor: kase tatlı yada acı/hayat şarabı döküledurur/yaşam yaprakları düşer teker teker”
17- Ηέλιον: Grek, “Güneş, güneş.”


31 Mart 2015 Salı

KANTO XLVIII

XLVIII
Ve  kiralanacaksa eğer para
Kim ödemeli kirasını paranın?
Kiralanacağı gün parası olan adamlar mı,
Yoksa parası olmayan herifler mi?
Öldü Muhammed VI. Vahideddin Han
“meslek itibariyle ex-sultan”
65 yasında San Remo’da (1926)
Babası Abdulmecid. Azizlik merasiminde
80 hoparlör kullanıldı.  Türk savaşını
Müteakiben Mr Kolschitzky
Ödüllendirildi casusluk hizmetleri sebebiyle
Beş kere yirmi çuval kahve ile (de Banchiis cambi tenendi)
Böylece başlattı kafe hadisesini Viyana’da
Binaltıyüz zannedersem, yahut ne zamansa; Von Unruh
Kabiliyetli taklid etmekte
cesetleri tıkıştıran çavuşu; ceset doluydu
Ve siper tüm cesetleri alacak kadar geniş değildi
Çavuş da tıkıştırdı cesetleri botuyla
Rahat etsin diye Kayzer.
Herr Von Unruh oldukça iyi taklitte
Verdun’daki çavuşu; ve yazdıklarını; Verdun’da.
Dedi ki Mr Charles Francis Adams
İyi sohbet yok. Hiçbir ağırlamada
Londra’da iyi sohbete denk gelmedim
Browning’i Amerikan sayıyorlar,
Görüşleri ve tavrı İngiliz değil.
            Mahzene tıkılmıştı
Van Buren yazmıştı bunları
‘tahrif et ve mahvet’ yazmış J. Adams
‘sonraki neslin babası olur’ yazmış Marks
tuberküloz…Bismarck
Amerikan iç Savaşı için Yahudileri suçladı;
Bilhassa Rotschild’i
Onlardan biri demiş ki Disraeli’ye
Borçlarına faiz ödedikleri için uluslar ahmaktır
Δίγουος
DIGONOS; kayıp ormanda; sonra leopar olarak bilinirler
Ormanda üç yılın ardından; ‘çifte-doğmuşlar’ olarak bilinirler.
Üzgünüm, Majesteleri    Cawdor, eylül 23
Geciktirdiğim için Zâtı Âlilerinin
Köpeğinin pedigrisini
Ama kendisinden satın aldığınız kişiye yazdığımda
Karısından (ya da kızından) bir mektup aldım
Henüz tatile çıkmış ve döndüğünde bana yazacakmış.
Dhu Achil’in (babası) Kennel Club’da kayıtlı olduğunu
Gördüm, ama annesinin kaydı yok.
Dhu Achil İskoç gösterilerinde ödüller kazanmış
Ve pedigride başka iyi köpekler de var
            (üç senatör; dört şişe viski)
Yani köpeğiniz oldukça iyi bir cins (ve de)
Tasdik için detayları yazacağım
(sabah dört’te Mr Rhumby)
Ayrı bir kağıda
(bakan oldu)  Küçük köpek
(devlete) oldukça iyi Mr Mclocherty’nin orda ve mutlu.
Onu çok seviyorlar ve oldukça sevimli bir köpek
                        Saygılarımla arzederim
Galileo; telaffuzu ‘Garry Yeo’
err’ un’ imbecille; ed ha imbecillito
(penceremin altından sesler) il mondo
Salem müzesinin mutemedi değil, Boynuzu
ve ümit burnunu dolaşmayan.
Deniz sanki anakaraya yükselmiş
ve bulutlarda çifte deniz
Bitinya’da 12% faiz;
Yerli Romalıya faiz 6. Buradan başka memlekete tüccar
Olarak üç kez seyahat etmeyen baron olamaz dedi Athelstan
‘biraz daha hisse senedi’ dedi başkan telefonda
Baskıcıya “bastıklarının hepsini sattık’
Böylece bono satıcısı yurtdışına çıktı.
Derler ki, yani Norveçli mühendisin bana dediğine göre, Hawaii’yi geçince
İpler geriyorlar küpeşteden küpeşteye
Belli bir biçimde
Ve 3000 deniz mili yol gidiyorlar
Örgünün altına yatıp, yıldızları izleyerek
‘iki çift ayakkabı alıyorken o
2 örtü; 2 şemsiye; bir orkid (yapay)
Beraberinde yeni bir çeşit file eldiven sunulmuştu bana
Balık ağı gibi, yani günüm heba olmuş değildi
Papaz burada sundu
Una nuova messa
            (dodicesimo anno E.F.)
Bella festa, çünkü papaz burada ilk ayini sunmak
Üzere bulunuyordu
Ve tüm dağlar ateş içindeydi, ve
Köyün etrafını dolandık
            İn giro per il paese
2 adam ve 2 at
Sonra müzik ve kenarda
Çocuklar meşaleler taşıyor ve
Arabada papazlar ve ayini sunacak rahip
Ve araba dolu güzel çiçeklerle
Ve bir sürü insan vardı. Sevdim,
Evler ışıklarla aydınlıktı ve
Dallar pencerelerdeydi
Örtülmüşlerdi el yapımı çiçeklerle ve
Ertesi gün ayin yaptılar ve bir kortej
Lütfen yine gideyim mi oraya
Ve yeni bir çift Pazar ayakkabısı alayım mı?’
Kadife, sarı, telaşsız
Tırmanışlar, bir top, orchis’ine doğru
Ve kırık hala oradaki merdiven
Yassı taşları yolun, Segur dağı.
Val Cabrere’den San Bertrand’a iki mil boyu çatılar
Öyle ki kedinin ayağı toprağa değmez
Şimdi han orası, ve çıplak payandalar,
Zemini bulmak için altı feet eşerler
Ve orda buğday tarlası, ve bir işaret taşı
Terminus’a sunak, çapraz kollar
Taşın arkasında
Güneşin akşama karşı ışıkları kestiği yerde;
Işığın çimeni yakuta kestiği yerde
Savairic; önünde Gaubertz;
            Dediler ki Paris’e tabi olmayacaklar
Mars yağmakta gökten
Dal dal, taş tezgahın üstüne
Nalbantın askısında öküzün nallandığı yerde
Burma çatının çim bahçeyi hizaladığı yerde
Sonra kuleler, yükselmekte şato üstünde-
Düştü darbe üstüne darbeyle, jet avenger
Büküldü, yuvarlandı, yaralandı ve yutuldu sonra lokma lokma
Emilip dibinden o karkasın, yirmi feet üstünde ağaç tomruğun,
Üç karınca dev bir kurtçuğu öldürdüler burada. Orada
Mars havada, düştü, uçtu.
Kullanıldı, geçmiş zaman kipi; Lido’da, Venedik
Bir sepet dolusu taşla yaşlı bir adam,
Bunlar, dedi yaşlı bayan, kumsalda kostümler
Uzunken,
 Rüzgar da varsa, bir taş koyardı yaşlı adam.


1-: ve kiralanacaksa eğer para:  kesin kaynağı tespit edilemedi, ama ilk dört mısra 1830’lu yıllarda Jackson ve Van Buren’in Bank of United States’in ruhsatının yenilenmesine karşı fikirlerinin Pound tarafından yeniden ifade edilişidir.
2-: Muhammed VI. Vahideddin Han: 1861-1926, Son Osmanlı padişahı(1918-1922); !922’de Türkiye cumhuriyet rejimine geçince tahttan indirildi.
3-:San Remo: Kuzey Batı İtalya’da Imperia bölgesinde sürgün padişahın öldüğü belde.
4-:Abdulmecid: 1823-1861, Osmanlı padişahı ve Vahideddin’in babası. (Abdulmecid ve Vahdeddin’in isimleri hakkında Carrol F. Terrell yalnızca bu kadar bilgi vermekte ancak zannederim bu isimlerin zikredilmesinin sebebi Osmanlı ülkesinde tedavüle giren ilk kağıt para ‘kaime’nin ilk defa Abdulmecid zamanında tedavüle sokulmuş olması ve Vahideddin zamanında tedavülden kaldırılmasıdır.M.Z.)
5-:Azizlik merasimi: 12 Haziran 1930 tarihli Herald Tribune gazetesinin Paris baskısında, yoksul çocukları korumak için kurulmuş St. Dorothy hemşireleri tarikatının kurucusu Paula Frasinetti’nin St. Peters’deki Azizlik merasiminde elektrik kullanmıyla ilgili bir konu yer almıştır.
6-:Türk Savaşı: Kara Mustafa iktidara geldiğinde şaşaalı bir hadiseyle iktidarını süslemek için haksız bir savaş için büyük bir orduyu(200.000’den fazla) imparator ve tahtın terk ettiği Viyana önlerine getirdi. Mustafa’nın fantastik beceriksizliği ve askeri ahmaklığıyla, Polonya Kralı John Sobieski 20.000 adamıyla Türk ordusunu kaçırıp Hıristiyanlığı kurtardı. Avusturya Tarihi için 1863 Viyana kuşatması Batı için Waterloo’nun ifade ettiği anlam kadar önemlidir.
7-:Mr.Kolschitzky: Georges François Koltschitzky de Szombor Viyana Kuşatması’nda Türk güçleri hakkında casusluk yapmak üzere görevlendirilmişti, aslında Doğu’da ticaret yapan bir şirketin tercümanıydı. Ödeme olarak kendisine Türk ganimetleri arasında bulunan kahve verilmiş ve kafe açma ruhsatı tanınmıştı.
8-:(de Banchiis cambi tenendi): L, “dövizle işlem yapan bankalar hakkında”.
9-:Von Unruh: Fritz Von U., 1885-1970: Alman oyun yazarı, şair ve romancı; Birinci Dünya Savaşı’nda subay.
10-: Kaiser: Wilhelm II, 1859-1941, Alman imparatoru ve Prusya Kralı (1888-1918).
11-:Verdun: Birinci Dünya Savaşı’nın en uzun ve en kanlı muharebe cephesi. 2 milyon insan katıldı ve bir milyon insan öldü.
12-:Mr. Charles Francis Adams: 1807-1886, Amerikalı devlet adamı, Büyük Britanya nezdinde elçi (1861-1868). 1825’te Harvard’dan mezun oldu, avrupa’yı büyük ölçüde dolaştı, Daniel Webster ile hukuk okudu. Ünlü bir yazar ve dedesinin mektupları, günlükleri ve makalelerinin editörlüğünü yaptı. Charles Francis Adams’ın bunları nerede dediği bilinmemekle beraber babası John Quincy Adams’ın kordiplomatiklerden başka kimsenin sohbetlere ilgi göstermediğini söylediği biliniyor.
13-: Browning: Robert B., 1812-1889.  “Samimi” görüşlerinin yanında dizelerindeki dinçlik ve kakafoni de İngilizlere Browning ilk bakışta yabancı gelmiştir.
14-: Van Buren: Martin Van Buren. Pound Van Buren’in 1854’te yazılan Autobiography’sinin kasden 1918 yılına kadar yayınlanmadığına inanmaktaydı (mahzene tıkılmıştı).
15-:J.Adams:  sözlerin kaynağı bilinmiyor.
16-: Marx: çocuk istihdamı hakkında Marx yalnızca çocukların çektiği ıstırabı değil aynı zamanda bu çocuklar “bir sonraki neslin babaları” olacakları için uzun süreli etkileri hakkında da endişe içindeydi.
17: Bismarck: Otto von B.,1815-1898, Alman asker ve devlet adamı. Mısra’ın kaynağı bilinmiyor.
18.Rotschild: Mısra’ın kaynağı bilinmiyor.
19: Disraeli: Benjamin D.,1804-1881, Beaconsfield Kontu, İngiliz devlet adamı ve yazar, başbakan (1874-1880)
20-:Digonos: Grek, “iki kez doğan”. Bir kez annesi Semele’den bir kez de babası Zeus’un uyluğundan doğan Diyonysus’a atfen kullanılır. Leoparlar ve kedi ailesine mensup tüm hayvanlar Dionysus’a atfen kutsal sayılırdı.
21-:Majesteleri: muhtemelen Kraliçe Victoria. Yazar ve mektubun kaynağı bilinmiyor.
22-:Cawdor: Muhtemelen kuzey İskoçya’da Cawdor Kalesi.
23-:Dhu Achil: Gal dilinde “kara Achilles”. Muhtemelen köpeğin ismi.
24-: Mr. Rhumby: Wilson hükumetinin devlet bakanı Bainbridge Colby’nin lakabı. Şiirde parantez içindeki dizelerle bir mukayese yapılıyor: İngiliz kraliyetinin pedigrili bir köpek seçmesiyle Amerikan başkanının kendine bakan seçmesi.
25-:Mr. Mcloherty: mektubu yazan kraliyet hizmetkarının bir arkadaşı.
26-: Galileo: G. Galilei,1564-1642, İtalyan matematikçi ve astronom.
27-: ‘Garry Yeo’: Galileo.
28-: err’un’..mondo: İtalyanca, “bir embesildi ve dünyayı embesil yerine koydu”. Muhtemelen kilisenin Galileo’ya karşı resmi tutumunu ifade ediyor.
29-: Salem: Massachusetts’te bir zamanlar önemli bir balıkçılık, gemi inşaatı ve nakliye şehri. Bir müzenin vekil tayinindeki tutumu ile politikacıların arka odalarda atama yapmaları kıyaslanıyor: “üç senatör: dört şişe viski”.
30-: Ümit Burnu: Güney Afrika kıtasının ucu.
31-:Boynuz: Güney Amerika kıtasının güney burnu.
32-:Bithynia: Kuzey Batı Anadolu. Nicomedes IV krallığı Roma’ya taşımadan önce İ.Ö.74’te Roma vilayeti oldu.
33-:theign: eski İngilizcede baron.
34-: Athelstan: loncaları kuran İngiliz kralı(924-940). Pound’a göre İngiliz krallarının en bilgelerinden. Mukayese devam ediyor.
35-: “biraz daha hisse senedi”: kontrolsüz hisse senedi spekülasyonları döneminde soyguncubaronlar herhangi bir miktar hisse senedini bastırıp şirketin malvarlığıyla  alakasız bir biçimde satıyorlardı.
36-: Norveçli mühendis: kimliği tespit edilemedi. Ancak muhtemelen Pound kendisine anlatılan bu seyrüsefer başarısı ile ilgili hikayeyi anlatıyor.
37-: “iki çift ayakkabı alıyorken o”: bu yirmidört mısralık bölümün ilk dört mısra’ı (Pound’un kızı Mary de Rachewiltz’e göre) o zaman Paris’te bir alışveriş fuarında zengin bir hanıma eşlik eden Olga Rudge’un Pound’a gönderdiği mektuba işaret ediyor. Sonraki yirmi mısra ise Mary’nin manevi ailesinin İtalyan Trollerindekievinden yazdığı mektuba dayanıyor.
38-:una nuova ..festa: İtal., “yeni bir ayin/(faşist yönetimin on ikinci yılı)/harika seremoni”.
39-: “ateş içindeydi”: içinde dini törenler, resm-i geçitler havai fişek gösterileri de olan faşizm kutlamaları.
40-: in giro…: İtal., “taşrada”
41-: orchis: Grek, “taşak”.muhtemelen kozadan kelebeğe metamorfozun ilk adımı koza için kinaye.
42-:Segur dağı: Innocent III zamanında imha edilen katarlar ve Albigenslerin son mevkileri olan dağ.
43-:Val Cabrere: Segur dağına giden yol üstünde Güney Fransa’da bir köy.
44-: San Bertrand: Güney Fransa’da Segur dağı yolunda bir bölge.
45-: Terminus: Roma’daki büyük Jüpiter tapınağında bulunan ve tanrı Terminus’a adanan sunak.
46-: Savairic: Savaric de Mauleon, doğduğu şehir Segur Dağı yakınındaydı.
47-: Gaubertz: G. De Poicebot, İspanya yolculuğunda Segur dağını ziyaret etmişti.
48-: Paris: Kuzay Fransa’da Innocent III idaresindeki kilise. Güney Fransa hristiyanlarının kendisine tabi olmasını ve mani gibi herediklerin imhasını istiyordu, ama mani mensupları kendilerinin gerçek hristiyanlar oldukları iddiasıyla Paris’in otoritesini kabul etmediler.
49-:Mars yağmakta..: muhtemelen cinsel birleşme için uçan erkek böcek için kinaye(Gourmont’dan alınma). Pound burada arzuların içgüdü ile yönlendirilmesini gelenekselleştirilmiş zekaya yeğ saymaktadır.
50-:ox.. spire-top: Pound’un muhtemelen Remy de Gourmont’un tasvirlerini hatırlatan çiftleşen böcekleri gördüğü mekan.
51-: jet avenger: muhtemelen bir eşek arısı türü.
52-: Mars havada: Nihayet. Gourmont’da pek çok böcek türü vardır ki çiftleşmeden sonra yok olur. “bir çift böcek vardır ki her iki cins de fosfor saçar; erkek havada, dişisi yerde. Çiftleşmeden sonra ışığın sönüşü gibi solup giderler…dişi gökteki alçalan yıldızı görünce toplaşır.. korku ile coşar, zevk içinde titreşir. Solan ışık neredeyse tüm böceklerin kaderinin sembolüdür…çiftleşme biter… hayat onlardan yiter.”(Gourmont;40)
53-:Lido: meşhur bir plajı olan Venedik lagününün dışında adanın kuzey ucundaki şehir.
54-: bir taş koyardı yaşlı adam: yani rüzgardan dolayı eteklerin havalanmasını önlemek için. Cinsel gücü gidince bir çeşit yaşayan ölüye dönüşmüştür.


8 Ocak 2015 Perşembe

CEHENNEM KANTOLARI KANTO XIV



KANTO XIV
Io venni in luogo d'ogni luce muto;
ıslak kömür taaffünü, politikacılar
.......e ve .....n, el bilekleri bağlı
ayak bileklerine,
domalıp çıplak götle,
yüzleri bulaşmış dubürlerine,
            yassı kalçada geniş göz,
çırpı türemiş sakal yerine,
            göt deliğinden hitab ediyor kitleye,
hitab ediyor bataklıkta sürüye,
sürüngenler, salyangozlar, kurtçuklar,
ve onların yanında da ........r,
             tertemiz bir peçete
sıkıştırılmış altına penisinin,
            ve ...........m
ki sevmezdi teklifsiz konuşmayı,
koyu kolalı, ama lekeli yakaları
sarıyor bacaklarını,
sivilceli ve kıllı deri
            taşıyor kenarından yakaların,
muhtekirler b.kla tatlandırılmış kanı içmekte,
ve arkalarında ……f ve finansçılar
çelik tellerle bağlamakta onları.

Ve lisanın hainleri
……n ve matbuat çetesi
Ve o kiralık yalancılar;
sapıklar, lisanı saptıranlar,
sapıklar, para şehvetini
duyulardan gelen zevklerin önüne koyanlar;

uluyorlar, sanki matbaa içindeki kümesten,
baskı makinalarının tangırtısı,
kuru toz ve saman kağıtların esintisi,
leş kokusu, ter, çürük portakal taaffünü,
tezek, kainatın son fosseptiği,
mysterium, sülfür asidi,
ödlek, kızmakta;
daldırıyor mücevherleri çamura,
            sonra lekesiz çıkarmaya boğuşuyor;
kızlarını moruklarla yatağa süren sadist anneler,
kendi yavrularını yiyen anaç domuzlar,
ve işte pankart EIKΏΝ ΓΗΣ,
ve burada da: PERSONEL DEĞİŞİKLİĞİ,

eriyor kirli balmumu gibi,
tükenen kandiller,  popolar alçalıyor,
yüzler bastırılmış jambonlara,
 Ve altlarındaki balçıkta,
Taban bakıyor tabana,
            Avuç da avuca, ajan-provokatörler
Pearse ve MacDonagh’ın katilleri,
            Yüzbaşı H. baş işkenceci;
Verres denen taşlaşmış kaka,
Bağnazlar, Kalvin ve İskenderiyeli Aziz Clement!
B.kun içine yuvalanan kara böcekler,
Toprak köhne, balçık kırıntılarla dolu,
kaybolmuş çizgiler, erozyonlar.

Cehennem tefessühünün üstünde
Koca göt deliği,
            basurlu,
asık sarkıtlar,
            Westminster üstündeki gök gibi gresli,
görünmez, çokça İngiliz,
            meraktan yoksun mekan,
son sefalet, nihai köhnemişlik,
haçlı muavinleri, osurarak ipekten,
            hristiyan sembollerini dalgalandıranlar,
……… bakır bir penny sesinde aylaklık ediyor,
Sinekler haber taşıyor, sıçıyor havada harpy’ler,

Nahoş yalancılar bataklığı,
            Ahmaklıklar kenefi,
şeytani ahmaklıklar, ve ahmaklıklar,
toprak cerahat içinde, zehir dolu,
ölü kurtçuklar dirilerini doğuruyor,
            batakhane semt sahipleri,
yengeç bitinden yağ sıkan tefeciler, makam yaltakçıları,
pets-de-loup, taş kitap tomarları üstüne çöküp,
karartıyorlar filologi ile metinleri,
gizleyerek nefislerinin altına,
hava sessizliğin korumasından yoksun,
            bit yığını, dişleniyor,
ve üstünde hatiplerin gevezeliği,
            vaizlerin göt geğirtisi.
            Ve Invidia,
corruptio, leş kokusu, mantar,
likid hayvanlar, eriyik kemikleşmeler,
ağır çürüme, kokmuş yanma,
            çiğnenmiş puro izmaritleri, haysiyetsiz, trajedisiz,
……..m Episcopus, sallıyor kara böceklerle dolu bir kondomu,
tekelciler, bilgi engelleyicileri,
dağılımın engelleyicileri.


1-Io venni….muto: İtalyanca, Inferno,V,28: “bir yere geldim ki ışık hepten susmuş”. Kanto I’deki cehennemin karanlığı ile uyumunu ve de Pound’un, ilahi olanın kendini zeka aracılığı ile açığa çıkardığı düşüncesi dolayısıyla en sevdiği dizelerden olan “karanlık yoktur, cehalet vardır”(Onikinci Gece,IV.II.42) dizelerini hatırlayın. Wyndham Lewis’e mektuplarında Pound ‘Cehennem Kantoları’ için “Cehennemin şimdiki İngiltere olduğunu, en azından ben orayı terk ederken ki İngiltere olduğunu kolayca göreceksin.” diye yazmıştır. Yine John Drummond’a mektubunda “cehennem kantoları hususen Londra’dır, 1919 ve 1920’deki İngiliz zihniyetidir” diye yazmıştır. Keza babasına Mayıs 1925’te yazdığı mektupta “Kanto XIV ve XV’te 1919 sonrası İngiltere’sinin manevi durumunu tasvire çalıştım. Mr. Wilson dahil. Harding-Coolidge döneminden önce yazıldılar, belki de öncekinin duygu sömürücülüğüne  ve sonrakinin riyakarlığına dair de bir iki dize yazmalıydım” demektedir.
2-………e ve …..n: Lloyd George ve Wilson. John Lackay Brown’a mektubunda Pound: “Cehennemin bu bölümünde haysiyet yoktur. Dante’nin osuran şeytanları da. Cehennem eğlence değildir. Şaka değildir. Ve ilerledikçe şahıslar görürsün, soyutluklar değil. XIV ve XV’de de şahıslar vardır, ama kaydedilmeye değmez. Aslında Bill Bird hangi alçakların orada olduğunu unuttuğumu söylüyor. Kendi baskısında noktaların sayısını her defasında tam olarak tutturmaya çalıştı. Benim “noktam” ise bunların isimlerinin ancak son harfinin çürümeye direnebilmiş olmasında.” ( Lloyd George için Faber yayınevi 10 nokta koymuşken New Directions 9 nokta koymuş) Dolayısıyla 22.dizedeki ……f muhtemelen Zaharoff’dur(1849 Muğla doğumlu Osmanlı tebaası Vasil Zaharyas hakkında detayları http://en.wikipedia.org/wiki/Basil_Zaharoff adresinden edinebilirsiniz. (müt)). Yalnızca tespiti yapılan noktalı isimler için bilgi verilecektir.
3-Muhtekirler: Dante tefecilerle homoseksüelleri Cehennemin en alt tabakası olan VII’ye koyar, ve tüm menfaatçi ruhlara yaptığı mutlak aşağılama ile muamele eder; onlar konuşulmaya değmez.
4-Finansçılar: Pound’un cehennemindeki boklu muhtevaya dair şu iktibas açıklayıcı olabilir: “Derler ki Rebelais bilgeliğini kendi çağı için anlaşılır kılmak üzere pislik içinde sunmuştur.”
5-Lisanı saptıranlar: “Ahlaki pislik kağıda basıldığında entelektüel pislikten daha az zehirlidir. Ahlaki pislik okuyucuyu zehirler; entelektüel pislik bütün bir nesil için zehirdir.”(A Visiting Card,34)
6-mysterium: Latince, “sırlar”.ilahi ibadetlerdeki gizli ritüeller, bilhassa Ceres’in (Persephone) Eleusisçi tapınmaları. Daha sonra simyacılıkla ilişkilendirilmiştir.
7-sülfür asidi: Simya’da kullanılır.
8-EIKΏΝ ΓΗΣ: Grek, “Dünya’nın Resmi”
9-Pearse: Patrick Henry P., 1879-1916, İrlandalı yazar ve Sinn Fein Lideri; Easter Ayaklanması’nda komutan(1916), ordusu teslim olduktan sonra idam edildi.
10- MacDonagh: Thomas M., 1878-1916, İrlanda’da 1916 ayaklanmasına katılan İrlandalı yurtsever, idam edildi; edebiyatta ketlik Rönesans hareketi üyesi.
11-Yüzbaşı H: Yüzbaşı J. Bowen-Colthurst, siyasi tutukluları soğukkanlılıkla öldürmekle meşhur Britanya ordu mensubu. İrlanda’da görev yaptı(1916) ve nihayetinde mahkemece suçlu bulunup Broadmoor kriminal tımarhanesine kondu.
12-Verres: Gaius V.,İ.Ö.120-43 yılları. Yolsuzluklarıyla Romalıları bile hayrete düşüren Romalı idareci. Şehirleri yağmaladı,  adaleti sattı, infazı engelledi sanat hazinelerini yürüttü.
13-Calvin: John C., 1509-1564, Fransız Protestan teolog. Pound’a göre Kilise hurafelerini bertaraf edip korku ve kefareti elimine ederek kutlama ve coşkuyu ikame etti.
14- İskenderiyeli Aziz Clement: Titus Favius Clemens,?150-?220, erken hristiyan kilisesinin yunan teologu.Protrepticus gibi erken yazıtları Grek gizemleri ile benzerlikler gösterir. Hristiyanlığı seçince Paul’cu ahlakçı ve baskıcı ilkeleri tercih etti.
15-Westminster: Westminster Sarayı ve parlamento etrafındaki semt. Geleneksel olarak hükumet ile ilişkilendirilmiştir.
16-pets-de-loup: Fransızca; “Üniversite ahalisi”.
17-Invidia: Latin. “Haset”.
18-Corruptio: Latin. “Yozlaşma”.
19-Episcopus: Latin. “Piskopos”.

  Taşlıcalı Yahyâ Beğ’in Şehzâde Mustafa Mersiyesi Herhalde Erzurum’da iken aldım Ahmet Atilla Şentürk Bey’in Osmanlı Şiiri Antolojis...